oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2011 Cuma

Pembe Kule & Kahverengi Basamak Çalışması

Dün akşam Gülsimayla pembe kule ve kahverengi basamaklardan çalışma yaptık. Google'a "pink tower brown stair extensions" yazınca bazı siteler çıkıyor. Ben de buradan bulduğum bazı resimleri telefonuma kaydettim ve akşam denedik.

İşte yaptıklarımız:





















Bunlar da Gülsima'nın şaheserleri:

Bunu nasıl yaptı şaşırdım doğrusu:)


Bu da köpek kulübesiymiş:

16 Kasım 2011 Çarşamba

Kutu Tiyatrosu Yaptık


Meraklı Minik dergisinin Eylül sayısında verdiği kutu tiyatrosunu hazırlamak bu zaman kaldı. Çok hoşumuza gitti. Kuklalar, dekor ve tiyatro kutusu hazır. Kesip yapıştırıp oynatıyorsunuz.

İşte kuklalar..



Ve işte tiyatromuz hazır.. Oyunu kendiniz oluşturup çocuğunuza sunabilirsiniz. Sonrasında da çocuğunuzun çok hoşuna gidip kendisi ounamaya başlayacaktır:) Hatta kuklalar tiyatro sahnesinden inip halının üzerine çıkacaktır. Oyundaki kızın adını Gülsima Ayşenur, oğlanın adını Ahmet koydu. Kedinin adı Miyav, köpeğin adı da Havhav'dı. Ve bir oyun sergiledik.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Avuç içinde zürafa


Buradan gördüğüm avuca çizilen zürafa çok hoşuma gitmişti. Gülsima'ya gösterince o da istedi çizmemi. Ve ben de çizdim:) Tabii orjinalindeki gibi olmadı ama idare eder:)

Yavru kuşum burada sormuştu ya "Neden ellerimiz yaratılmış anne?" diye. İşte böyle güzel şekiller çizebilmek için diye bir cevap da verebiliriz:)

Ben resmi çizerken "Anne bu elimi hiç yıkamayacağım" dedi yavrucum. O kadar el yıkamayı seven biri olarak bakalım yarına kadar kalacak mı merak ediyorum:)

23 Nisan 2011 Cumartesi

23 Nisan, Bisiklet ve Gülsima'dan Seçmeler..


Yazmaya ara verince epey zaman giriyor araya. Zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğini Gülsima’nın gelişiminden daha iyi anlıyorum. Yavrukuşum artık daha da büyüdü. Kendini çok daha iyi ifade edebiliyor. Küçükken yürümek için denge kurmaya başlayan kuzum şimdi tek ayak üzerinde sek sek oynamaya çalışıyor. Tabiiki şu aralar evde halının desenlerinde:)


Artık tam bir oyun çocuğu oldu. Kendi kendine oyun kurup oynayabiliyor. Oyun konusunda en çok Rana, Edanur ve karşı komşumuz Erenle çok güzel oynuyor. Oyun oynarken kendinin isim taktığı oyuncaklarına onlar farklı bir isim verince öyle tepki gösteriyor ki.. O göz açışlarına hayran kalıyorum.Geçen gün ayıcığı Cicim’e Rana Ayşegül ismini verdiğinde “Anneeee Anneee” diyerek koşuma gelip gözlerini kocaman açarak “Rana Cicim’e Ayşegül diyoooo” bir de evde oyuncaklarını düzgün düzgün dizip kimseye elletmez. Hepsinin bir amacı vardır. Annem bir kere yere yırtılıp koyulmuş kağıt parçalarını alacakken “Onları alma, onlar gazete” demiş:) Koltukları araba yapıyor, bizi oturtmuyor. Anne oluyor, kardeşi oluyor vs.

Ayrıca bu dönemler 3 yaşın ilk dönemleri olduğundan biraz huy değişiklikleri yaşamaktayız. Aşırı tepkisel oldu bazı konularda ve dediğim dedik. Sabırlı olmayı öğretiyor bize açıkçası. Minik Ergenlik dönemiymiş bu dönem:)

Bugün 23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla teyzesiyle birlikte Gülsima’yı okula bayram şenliklerine izlemeye götürdük. Gittiğimizde bazı oyunlar bitmişti. Teyzemiz Ayşenur’un ilkokul boyunca oynadığı folklör oyununu izledik:) Ve bu arada kuşum Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumu dolayısıyla kendisine hediye edilen gülü pek almak istemedi. (Yabancılardan birşey kabul etmek istemiyor). Annesi olarak ben aldım.


Bununla birlikte dün akşam 22 Nisan tarihi olması dolayısıyla babamız bir çiçek ve kocaman bir bisikletle geldi eve. İki tekerleği olan ve arkasında küçük tekerlekleri olan bisikleti Gülsima’nın sürebileceğini hiç düşünemezdim. Ama evin içinde de olsa öyle güzel sürdü ki hepimizin ağzı açık kaldı:) Böylelikle babamızın küçükken çocuğuna bisiklet alma hayali gerçekleşmiş oldu:)




4 Nisan 2011 Pazartesi

Kutup Ayıları Neden Penguenleri Yemez?

Montessori Eğitimi grubunda Esra Hanım'ın çocuklara sormamız için yönelttiği bir soru vardı.
Kutup ayıları neden penguenleri yemez?

Herkes kendi çocuklarına bu soruyu sordu ve ortaya çok ilginç cevaplar çıktı.

Gülsima'nın verdiği cevap da "Çünkü onlar (penguenler) hayvandır."

Sorunun cevabı da şu şekildeymiş:

Kutup ayıları sadece kuzey kutbunda yaşarlar. Penguenler ise sıcak birkaç yerin dışında sadece güney kutbunda yaşarlar. Yani birbirlerini hiç görmeden hayatlarını sürdürürler, dolayısıyla da birbirlerini yemeleri mümkün olmaz.

İşte montessori eğitimi grubundaki çocukların verdiği cevaplar burada..

Diğer hafta ikinci sorumuzu yönelttik çocuklara: "Fillerin kulakları neden büyüktür?"
Gülsimacım çok mantıklı bir cevap verdi: "Filler büyük olduğu için kulakları da büyüktür."

Üçüncü haftamızda boş bir kağıda bir nokta yapıp "Sence bu nedir?" diye sorduk.

Gülsima "O bir göz" dedi "Ne gözü?" diye sorduğumda da "Kurt gözü" dedi ve kurdun diğer gözüyle vücudunu çizmemi istedi:)

Bize göre sadece "nokta"'dan ibaret olan bu şekle "lazımlık, çay kaşığı, kağıdın kumu, vs." cevap veren çocukları görünce çocuk dünyasının ne kadar renkli ve geniş olduğunu bir kere daha anladım.

1 Nisan 2011 Cuma

Farklı Etkinliklerden Seçmeler

Ne zamandır birşeyler yazamıyordum. Bu sebeple yaptığımız bir kaç etkinliğe ait resimleri sırasıyla koymak istiyorum.
Öncelikle yumurtadan yaptığımız küçük civcivleri göstermek istiyorum size. Gözleri çörek otu, burnunda da minik havuç var ama çok da belli olmadı. Yapması çok zevkliydi ama Gülsimacım maalesef yemek istemedi.




Şimdi de uzun zamandır duvarımızı süsleyen resim çalışması. Aşağıdaki resmi de kendisi çekti yavrucum.



Yaptığı herşeyin bir anlamı var. Ortadaki buzdolabı, etrafındaki çadır, sağda uzun şimşek var. Şimşeğe bağladığı bir çizgi, o da şimşeği engelliyormuş. Güneş var, toplar var. Sonradan bu resme daha da eklemeler yaptı da resmini çekemedik. Anne, baba, çocuk, teyze, hala, dede, vs de çizdi:) Üzerindekilerin ne olduğunu yazmıştım tarihiyle birlikte..


Burada da kilit açma çalışması yaptık..





17 Mart 2011 Perşembe

Balık Tutma

Bu oyuncak, çocukların el-göz koordinasyonunu sağlayıcı bir oyuncak

Bu oyuncağı yaklaşık 3-4 ay önce aldığımızda ben bile yapmakta zorlanmış Gülsima’yı hiç uğraştırmadan bir kenara kaldırmıştım. Geçen gün koyduğum yerde kendi gördü ve “anne ben bununla oynamak istiyorum” dedi. Yapabileceğini pek ummuyordum ama yine de verdim. Ve beni çok şaşırttı yavrucum. Tüm balıkları tuttu oltasıyla. Balıklar dönerken açılan ağızlarına oltayı yerleştirmek o kadar da kolay değildi aslında.



En son kalan balığı yakalayamayınca dönmekte olan düzeneği eliyle engelleyerek balığı tutmaya çalıştı:)

5 Mart 2011 Cumartesi

Kartepe'de Kar Keyfi

Bu sene kar yağmasını sabırsızlıkla bekledik. Yavru kuşumla şöyle bir güzel kar topu oynayamadık şimdiye kadar. Mevsimler eskisi gibi değil maalesef. Dünyanın dengesi bozulmaya başladı sanki. Küresel ısınma da kendisini yavaş yavaş göstermeye başlayınca bizim kardan adam yapma hayallerimiz suya düştü. Gülsima da kardan adamları ancak kitaplardan görür oldu. Kış mevsimini ve özellikle de karı çok seven biri olarak minik kuşumu bundan mahrum emek istemiyordum. Bu sebeple bu hafta sonu günü birlik Kartepe’ye gidelim dedik babamız ve amcamızla birlikte. Amcası taa yukarı kadar taşıdı sevgili yeğenini. Ve birlikte kaydılar. Aşağıdaki ilk resim amcamızla diğeri de babamızla:








Hava biraz sisliydi ama en azından kızak kayma ve kartopu oynama zevkini yaşadı yavrucuğum. Biz de kayak kayma zevkini yaşadık:) Gülsima da babasının kucağında kayak kaydı az da olsa ve telesiyeje bindi. O anı fotoğraflayamadık maalesef.

Yağmurun ardından dinlendiğimiz yerde de çok sevdiği şu tekerlemeyi söyledi:

Ellerim tombik tombik, kirlenince ne komik.
Kirli eller sevilmez, güzelliği görülmez.
Saçlarım bakım ister, hele dişler hele dişler,
Uzamasın tırnaklar, kirlenmesin kulaklar.
Bize pis derler pis derler, bize pis derler pis derler.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Kardan Adam Giydirme Oyunu

Meraklı Minik Dergisi'nin bu ayki sayısında Kardan Adam Giydirme Oyunu vardı. Kardan adamlara ait kıyafetler dergide verilmiş. Biz de keserek şu şekilde hazırladık:




Oyun 2-4 kişi arasında oynanabilir. Gülsimayla karşılıklı oynadık biz. Önümğze boş kardan adamları koyduk. Yine keserek elde ettiğimiz zarın üzerinde eldiven, şapka, süpürge, düğme, vs resimler var. Zarı attığımızda hangisi gelirse ortadaki malzemelerden alıp üzerine koyuyoruz:



Ve son olarak kardan adamlarımızın tamamlanmış halleri de şu şekilde. Son iki tanesini de kalan malzemelerle tamamladık.

Gülsima oynarken bir an önce tamamlanması için çok sabırsızlandı. Eksik olan parça hangisiyse zarı kendisi o şekilde çevirerek tamamlamaya çalıştı:)

29 Aralık 2010 Çarşamba

Gülsima ile Röportaj (2,5 Yaş)


Bir annenin bloğunda görünce bu fikir ilgimi çekti ve ben de minik kuşumla röportaj yapmaya karar verdim. Sorduğum sorulara samimiyetle, sonlara doğru da biraz sıkılarak cevap verdi ama genel olarak güzel geçti.

Önce kendisiyle röportaj yapmak istediğimi ve bazı sorular soracağımı söyledim. "Tamam" deyince sorulara başladık. İşte sorularımız ve verdiği cevaplar:

1. Adın ne kızım? Gülsima



2. Kaç yaşındasın? İki buçuk


3. Annenin adı ne? Benimle dalga geçercesine Tuğba diyor. Kızım benim adımı bilmiyor musun deyince Fethiye diyor gülerek


4. Babanın adı ne? Latif


5. Annen nerede çalışıyor? Türkiye Finans’da


6. Annenin mesleği nedir? Türkiye Finans Mühendisi diyor gülerek


7. Baban nerede çalışıyor? İnşaatta


8. Babanın mesleği ne? İnşaat mühendisi (Bu cevaba şaşırdım doğrusu. Böyle birşey öğretmemiştik. Endüstri Mühendisi olduğunu biliyordu ama inşaat işleriyle uğraştığı için bu şekilde yakıştırdı sanırım yavrucum:)


9. Biz nerede oturuyoruz? Kaynarca’da


10. En sevdiğin oyuncağın hangisi? Sarı ördek (Her zaman oynadığı oyuncak değil ama cevabı bu şekilde oldu.. Sonra getirmek için odasına gitti)


11. En sevdiğin yemek? Kurabiye, ikinci soruşumda "fasülye" dedi. HAngi fasülye diye sorduğumda ise "kuru fasülye" dedi:)


12. En sevmediğin yemek? Tatlı


13. En sevdiğin kıyafetin? Pembe dedi. Hangi pembe? diye sorduğumda Asuman teyzenin aldığı çiçekli diye cevap verdi.


14. En sevdiğin dondurma neyli? Mavi dondurma deyince “onun içinde ne var?” sorusuna fındık diye cevap verdi.


15. Büyüyünce ne olmak istiyorsun annecim? Doktor, Astronot


16. Doktor olunca ne yapacaksın kızım? Astronotları muayene edeceğim (bayıldım bu cümleye:) İkimiz de kahkahalara boğulduk:)


17. En sevdiğin kitabın? Minik masalları göstererek “bunlar” sonra da “Dünya Çocukları” dedi


18. En sevdiğin renk hangisi? Kırmızı, turuncu


19. En çok hangi oyunu oynamayı seversin? Evcilik oynmayı severim


20. Evimizde en sevdiğin oda hangisi? Benim odam dedi net bir şekilde..


25 Aralık 2010 Cumartesi

Açılıp Kapanan Nesnelerle Sürpriz Sepeti



Gülsima'ya bugün Sürpriz Sepeti hazırladım. Geçen hafta Tim Seldin'in Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir? kitabını bir çırpıda bitirdim. İçerisindeki etkinlikleri bir an önce bıcırığıma yaptırmak istiyordum. Bunlardna bir tanesi de Sürpriz Sepeti. İçerisine kapağı açılan ve çocukların ilgisini çeken birçok malzeme koyabilirsiniz.

Ben de fermuarlı pelüş çanta, cüzdan, sürpriz yumurta, oyun hamuru kabı, boş parfüm kutusu, yüzük kutusu, bebek suluğu, bonibon kutusu, ayna ve kavanoz koydum. Kavanozun da kapağını delerek içerisinden kürdan atmaca oyunu oynatmak istedim.

Ve işte Gülsima başladı açmaya:




Sürpriz yumurtayı açmak için epey uğraştı ve sonunda başardı. içeriisne koyduğum yere dökülen küçük tokalarını tekrar içerisine koyup kapağını kapattı.

Delikli kavonozu da açıp kürdanları içine atmaya başladı ama bir süre sonra "Anne ben yoruldum sen yapsana " demeye başladı yavrucum:)




21 Aralık 2010 Salı

Oyun Hamurundan Kirpiler

Gülsimayla oyun hamuru çalışmamızın ilk başlarında hoşuna gitsin diye çiçek, sepet, çocuk, vs farklı şekiller yapmıştım. Bu şekilde davrandığımın yanlış olduğunu sonradan anladım.

Herşeyin en güzel şekilde yapılmasını isteyen mükemmelliyetçi kızım bundan sonraki oyunlarımızda "anne sen daha güzel yapıyorsun sen yap" deyince içim sızladı. En basit şekilleri onunla yapmaya başladık. Ve geçen gün önüne bir avuç kürdan getirdim. Ve bunları hamurun üzerine saplayarak kirpi yapabileceğini söyledim. Bütün kürdanları büyük bir hevesle eliyle düzelttiği hamurların üzerine sapladı. Ona sürpriz olarak aldığım oynayan gözleri takınca çok sevindi. Odasına koymamızı istedi.

İlk gün resmini çekemedim maalesef. Sonraki günlerde de kurumaya ve beyazlamaya başladığı için biraz eğri büğrü oldular. Ama yine de yayınlayayım yavrumun şaheserini:)

2 Ekim 2010 Cumartesi

Doktor Seti




Gülsima ne zamandan beri doktor seti almamızı istiyordu. Biz de geçen gün alışveriş yaparken girdiğimiz bir oyuncakçıdan aldık hep birlikte. İçerisinde gördüğünüz gibi birçok malzeme var. Steteskop, mikroskop, telefon, gözlük, ilaç, enjektör, vs. Gülsima hepsinin ismini soruyor, ancak tıb dilindeki isimlerini bilmiyorum hepsinin, sadece ne işe yaradığını gösteriyorum. Bebeği Limon, tavşanı Şeker ve ayıcığı Tombul'u yanından ayırmıyor ve onları muayene ediyor. Limon'a birlikte kan tahlili yapıyoruz. Enjektörle kan alıp mikroskopla kanını inceliyoruz:)

İşte burada steteskopu boynuna takmış, gözlüğünü de takıyor..


Bu sırada babasına da poz vermeyi eksik etmiyor:)


Veeee işte küçük doktorumuz:)


"Büyüyünce ne olacaksın?" diye sorduğumuzda "Çocuk doktoru olacağım" diyor. Ne yapacaksın çocuk doktoru olunca?" diye sorduğumuzda da "çocukları muayene edeceğim" diye cevap veriyor yavrucum:)

29 Eylül 2010 Çarşamba

B.E.O. - Güneş



Büyüyorum Eğleniyorum Öğreniyorum etkinlik konusu Güneş olunca ne zamandır yapmak istediğim kolaj çalışmasını yaptık Gülsimayla. Dergiden sarı ve sarının tonlarında farklı nesnelerin resimelrini kestim. başka bir kartona da güneş resmi çizip kestim.

Kesilen nesneleri güneşe yapıştırmak da Gülsima'ya kaldı..




Bu da güneşimiizn yakından görüntüsü. İçindeki sarı renkli nesneleri görebilirsiniz. Mısır, patates kızartması ve koltuk en ilginç olanı..


22 Ağustos 2010 Pazar

Yırtma Oyunu Sonucu Oluşan Çöp Adam

Bugün pazar günü olması dolayısıyla minik kuşumla bol bol vakit geçirme imkanımız oldu. Ne zamandır aklımda olan kağıt yırtma oyunu oynadık. Gördüğünüz üzere bilimum gazete ve reklam dergilerini Gülsima'nın önüne yığdım ve birlikte yırtmaya başladık.




Yırttığımız kağıt parçalarından çöp adam yapmaya karar verdik. Parçaları poşete doldurup ağzını bağladık.




Gülsima'dan çöp adam için bir kağıda ağız, burun ve göz çizmesini istedim. O çizdi, ben de kesip yapıştırdım.





 İşte odasındaki yerini aldı:


Gülsima bu sırada benim eski çocukluk şarkımı söylüyordu, ama Gülsimacasını:)

"İstanbul'un parkında,
Yıldızların altında,
Ben Gülsima'yı sevdim
İki buçuk yaşında"

Şarkıyı kendince bu tarz bir şiire dönüştürmesi beni hem şaşırttı hem de sevindirdi:)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails