Dünya'ya gelene kadar gezip gördüğüm alemler bir başkaydı. Ancak dünya bambaşkaymış... İki yaşına kadar gördüğüm güzellikleri ben anlattım, bundan sonrakileri annem dile getiriyor..
ilkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2012 Pazartesi
Balon Şişirmeyi Öğrendik
Gülsima artık balon şişirebiliyor. Bunu da memleketi Erzurum'da öğrendi. Öyle bir memleket sevdası var ki kızımda anlatamam:)
27 Ocak 2012 Cuma
Gülsima'nın bir sorusu
Gülsima dün gece ilk defa ölümden sonrasıyla ilgili bir soru sordu.
"Anne, insanlar öldükten sonra mezarda nasıl sert yerde yatıyorlar?"
Beklemediğim bir soruydu, şaşırdım doğrusu. Ben de Allah'ın öldükten sonra bize "cennet" gibi çok güzel, bu dünyadan da daha güzel bir yer hazırladığını söyledim. Çok tatmin olmuşa benzemiyordu ama en azından kaygısı biraz olsun azalmış olabilir.
Bu soruyla kızımın biraz daha büyüdüğünü görmüş oldum.
"Anne, insanlar öldükten sonra mezarda nasıl sert yerde yatıyorlar?"
Beklemediğim bir soruydu, şaşırdım doğrusu. Ben de Allah'ın öldükten sonra bize "cennet" gibi çok güzel, bu dünyadan da daha güzel bir yer hazırladığını söyledim. Çok tatmin olmuşa benzemiyordu ama en azından kaygısı biraz olsun azalmış olabilir.
Bu soruyla kızımın biraz daha büyüdüğünü görmüş oldum.
10 Ocak 2012 Salı
Gülsima'nın rüyası
Gülsima ilk defa bir rüyasını anlattı bana. Dün akşam işten babannesine gittiğimde heyecanla beni karşıladı ve rüyasını anlatmaya başladı. "Anne seninle BİM'e gidiyormuşuz. Karşıdan karşıya geçerken sen cüzdanını düşürmüştün. Sonra bakıyorsun cüzdanın yok. Ben cüzdanını bulup sana veriyorum. O sırada yanımızda bir bebek arabasında erkek çocuk var. Erkek çocuk bebek arabasına binmiş:) Kendi sürüyor arabayı. O çocukla beraber veriyoruz cüzdanı sana"
İşte böyle bir rüyaydı. İlk defa anlattığı bu rüyayı bloğunda saklamak istedim. Hayırlara çıksın inşallah:)
İşte böyle bir rüyaydı. İlk defa anlattığı bu rüyayı bloğunda saklamak istedim. Hayırlara çıksın inşallah:)
14 Eylül 2011 Çarşamba
Gülsima Memleketi Erzurum'da
Yukarıdaki yer Erzurum'da bir yayla evi. Ama bu evin bir özelliği var ki bizim açımızdan önemli. Babamızın doğduğu ev:) Sürekli söylerdi "ben yaylada doğdum" diye. Gidip bir görelim dedik.. Veee bayramda biz de oradaydık. Bu sene ayağımızı öyle güzel sürtmüşüz ki farklı farklı yerler görme fırsatı bulduk. Önce Kutsal Topraklarla açtık sezonu. Bayramda da babamızın memleketi Erzurum’a gittik. İşte Gülsima ve babası..Selma halaların bahçesinde..
Dağ, taş, kır, bayır gezdik. Gülsima ilk defa toprakla bu kadar haşır neşir oldu. Böyle bir yerde ellerini her seferinde yıkamak istemesi, terliğinin içine giren toprakları her seferinde temizlemesi kırlarda büyüyen çocuklara göre pek alışıldık değildi. Yavru kuşum her bulduğu ot ve çalı için “Ben bunu İstanbul’a götüreceğim” diyerek etrafındakileri gülümsetti:)
Oraya gitmemizin ertesi günü ikimizin de parmağını arı soktu. Ben çok küçükken yaşamıştım bu acıyı ama minik kuşum ilk defa karşılaştı. Bir taraftan ağlıyor bir taraftan da “Ama arı bal yapar sokmaz kiii” diyordu. Arının farklı yönüyle de tanışmış oldu kuzucum. Gelmeden önce de hem bacağından hem de parmağından soktu. Pembe renge daha çok gelirmiş çiçek zannederek. Gülsima da o gün pembe hırka giymişti. Babannesi “seni çiçek sandı da geldi arı yavrum” dedi Gülsima’ya.
Dağ, taş, kır, bayır dolaştık..
Yayladaki tezek yapımı ayrıca dikkatini çekti Gülsima’nın. Artık “ineğin sütünden, etinden, derisinden yararlanıyoruz” cümlesinin yanına bir kelime daha eklemiş olduk:) Gülsima biraz şaşkındı tezek yapılırken. Üzerine onun ismini de yazdılar:)
Sebzelerle haşır neşir olduk.. İlk defa domates, biber, patlıcan ve mısırın yetiştiği yerleri gördü..Oradaki çocuklara da öğretti "Patlıcan oymadın mı?" şarkısını:)
Ve sevimli kediciği sevdik. İsmini de Gülsima Bıdırcık koydu. Sürekli peşinde "Bıdırcııık, Bıdırcııık diye dolaşması çok hoştu. Bu kedi de Selma halamızın kardeşi Hava halamızın kedisi.. Aşağıdaki fotoğraf da Gülsima'ya ait..Resim çekmek için yakalamak biraz zor oldu:)
Gülsima’ya “Nerelisin kızım?” diye sorduğumuzda artık daha uzun cevap veriyor. "Erzurum, İspir, Maden Köprübaşı" diyor:) Tabii büyüklerin de çok hoşuna gidiyor bu cevap:)
Velhasıl kelam güzel ve farklı bir tatildi..
Gülsima’ya “Nerelisin kızım?” diye sorduğumuzda artık daha uzun cevap veriyor. "Erzurum, İspir, Maden Köprübaşı" diyor:) Tabii büyüklerin de çok hoşuna gidiyor bu cevap:)
Velhasıl kelam güzel ve farklı bir tatildi..
30 Mayıs 2011 Pazartesi
İlk Montessori Materyalimiz Pembe Kule
Montessori eğitimini yaklaşık bir senedir takip etmeye çalışıyorum. Bununla ilgili Gülsimayla da bazı etkinlikler yapmıştık ancak materyallerle çalışma aşamasına henüz gelememiştik. Montessori Eğitimi mail grubu sayesinde bu materyallerden bir ksımını yaptırdık. Ben pembe kule, kahverengi basamaklar ve kırmızı-mavi sayı çubuklarını aldım. Bunların tanıtımıyla ilgili bazı bilgileri okudum. Öncelikle pembe kuleyle başlamak gerektiğini daha sonra kahverengi basamaklara geçileceğini öğrendim.
Pembe kuleyi öncelikle Gülsima’ya tanıttım ve burada anlatılan bilgiler doğrultusunda ilk çalışmayı yaptık. Tabii öncelikle ben yaptım kuleyi sonra da onun yapmak isteyip istemediğini sordum. Kendi yapmaya çalıştı tabii ancak daha ilk çalışmada karışık olarak dizdi üst üste.
Gülsima kağıtlarla parçaları eşleştirdi ve parçaları sırayla alarak üst üste koydu ve kuleyi tamamladı. Bu sefer çok mutlu olmuştu:)
Pembe kuleyi öncelikle Gülsima’ya tanıttım ve burada anlatılan bilgiler doğrultusunda ilk çalışmayı yaptık. Tabii öncelikle ben yaptım kuleyi sonra da onun yapmak isteyip istemediğini sordum. Kendi yapmaya çalıştı tabii ancak daha ilk çalışmada karışık olarak dizdi üst üste.
Bizimkinde mükemmel yapma isteği olduğu için “anne ben bunu yapamadım, sen yap” dedi. Böyle olunca ertesi gün ben de kağıtlardan pembe kule çalışması hazırladım. Kağıtları dizerek parçalarla kağıtlardaki şekilleri eşleştirmesini istedim (kağıtları ben sırayla dizdim ancak montessori eğitiminde çalışma yaparken karışık dizmek gerekiyor. Bu sonradan aklıma geldi)
Gülsima kağıtlarla parçaları eşleştirdi ve parçaları sırayla alarak üst üste koydu ve kuleyi tamamladı. Bu sefer çok mutlu olmuştu:)
Etiketler:
3-6 yaş,
etkinlikler,
ilkler,
marifetler,
montessori
23 Nisan 2011 Cumartesi
23 Nisan, Bisiklet ve Gülsima'dan Seçmeler..
Yazmaya ara verince epey zaman giriyor araya. Zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğini Gülsima’nın gelişiminden daha iyi anlıyorum. Yavrukuşum artık daha da büyüdü. Kendini çok daha iyi ifade edebiliyor. Küçükken yürümek için denge kurmaya başlayan kuzum şimdi tek ayak üzerinde sek sek oynamaya çalışıyor. Tabiiki şu aralar evde halının desenlerinde:)
Artık tam bir oyun çocuğu oldu. Kendi kendine oyun kurup oynayabiliyor. Oyun konusunda en çok Rana, Edanur ve karşı komşumuz Erenle çok güzel oynuyor. Oyun oynarken kendinin isim taktığı oyuncaklarına onlar farklı bir isim verince öyle tepki gösteriyor ki.. O göz açışlarına hayran kalıyorum.Geçen gün ayıcığı Cicim’e Rana Ayşegül ismini verdiğinde “Anneeee Anneee” diyerek koşuma gelip gözlerini kocaman açarak “Rana Cicim’e Ayşegül diyoooo” bir de evde oyuncaklarını düzgün düzgün dizip kimseye elletmez. Hepsinin bir amacı vardır. Annem bir kere yere yırtılıp koyulmuş kağıt parçalarını alacakken “Onları alma, onlar gazete” demiş:) Koltukları araba yapıyor, bizi oturtmuyor. Anne oluyor, kardeşi oluyor vs.
Ayrıca bu dönemler 3 yaşın ilk dönemleri olduğundan biraz huy değişiklikleri yaşamaktayız. Aşırı tepkisel oldu bazı konularda ve dediğim dedik. Sabırlı olmayı öğretiyor bize açıkçası. Minik Ergenlik dönemiymiş bu dönem:)
Bugün 23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla teyzesiyle birlikte Gülsima’yı okula bayram şenliklerine izlemeye götürdük. Gittiğimizde bazı oyunlar bitmişti. Teyzemiz Ayşenur’un ilkokul boyunca oynadığı folklör oyununu izledik:) Ve bu arada kuşum Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumu dolayısıyla kendisine hediye edilen gülü pek almak istemedi. (Yabancılardan birşey kabul etmek istemiyor). Annesi olarak ben aldım.
Bununla birlikte dün akşam 22 Nisan tarihi olması dolayısıyla babamız bir çiçek ve kocaman bir bisikletle geldi eve. İki tekerleği olan ve arkasında küçük tekerlekleri olan bisikleti Gülsima’nın sürebileceğini hiç düşünemezdim. Ama evin içinde de olsa öyle güzel sürdü ki hepimizin ağzı açık kaldı:) Böylelikle babamızın küçükken çocuğuna bisiklet alma hayali gerçekleşmiş oldu:)
5 Mart 2011 Cumartesi
Kartepe'de Kar Keyfi
Bu sene kar yağmasını sabırsızlıkla bekledik. Yavru kuşumla şöyle bir güzel kar topu oynayamadık şimdiye kadar. Mevsimler eskisi gibi değil maalesef. Dünyanın dengesi bozulmaya başladı sanki. Küresel ısınma da kendisini yavaş yavaş göstermeye başlayınca bizim kardan adam yapma hayallerimiz suya düştü. Gülsima da kardan adamları ancak kitaplardan görür oldu. Kış mevsimini ve özellikle de karı çok seven biri olarak minik kuşumu bundan mahrum emek istemiyordum. Bu sebeple bu hafta sonu günü birlik Kartepe’ye gidelim dedik babamız ve amcamızla birlikte. Amcası taa yukarı kadar taşıdı sevgili yeğenini. Ve birlikte kaydılar. Aşağıdaki ilk resim amcamızla diğeri de babamızla:
Hava biraz sisliydi ama en azından kızak kayma ve kartopu oynama zevkini yaşadı yavrucuğum. Biz de kayak kayma zevkini yaşadık:) Gülsima da babasının kucağında kayak kaydı az da olsa ve telesiyeje bindi. O anı fotoğraflayamadık maalesef.
Yağmurun ardından dinlendiğimiz yerde de çok sevdiği şu tekerlemeyi söyledi:
Ellerim tombik tombik, kirlenince ne komik.
Kirli eller sevilmez, güzelliği görülmez.
Saçlarım bakım ister, hele dişler hele dişler,
Uzamasın tırnaklar, kirlenmesin kulaklar.
Bize pis derler pis derler, bize pis derler pis derler.
Hava biraz sisliydi ama en azından kızak kayma ve kartopu oynama zevkini yaşadı yavrucuğum. Biz de kayak kayma zevkini yaşadık:) Gülsima da babasının kucağında kayak kaydı az da olsa ve telesiyeje bindi. O anı fotoğraflayamadık maalesef.
Yağmurun ardından dinlendiğimiz yerde de çok sevdiği şu tekerlemeyi söyledi:
Ellerim tombik tombik, kirlenince ne komik.
Kirli eller sevilmez, güzelliği görülmez.
Saçlarım bakım ister, hele dişler hele dişler,
Uzamasın tırnaklar, kirlenmesin kulaklar.
Bize pis derler pis derler, bize pis derler pis derler.
12 Ocak 2011 Çarşamba
Dolphinarium
Bu pazar Dolphinarium'a yunus gösterilerini izlemeye gittik. Dayımız kaç ay önceden bilet almıştı dört kişilik. Teyze, dayı, anne, baba ve Gülsima toplam 5 kişiydik.
İlk olarak iki adet fok çıktı sahneye ve gösterilerini yaptılar.
Daha sonra çıkan 4 m uzunluğunda 1 ton ağırlığındaki beyaz balina Gülsima'nın ilgisini çekti. Havuzun içinden birden çıkınca biz de şaşırdık. Resim yaptı, şarkı söyledi, top oynadı, atladı, zıpladı:)
Sonra da Mors çıktı sahneye. Kocaman hayvan akıllı insanlar gibiydi adeta. Yanımıza kadar gelince Gülsima biraz korktu, kucağıma atladı.
Son olarak da sevimli yunuslar çıktı. Ne sevecen hayvanlar öyle. Ağızlarını açınca gülümsüyorlar adeta..
Gösteri tam bir saat sürdü. Gülsima sonlara doğru biraz sıkılmaya başladı ve sürekli havuza girmek istedi:) Suyu seven bir çocuğu kocaman havuzun başında sadece izlemek için tutmak kolay olmuyor tabii:)
Giderken yunusları son olarak bir kere daha izledi..
12 Haziran 2010 Cumartesi
Kulaklarımız Küpeli
Biraz dolaşmak hem de birşeyler almak için dışarı çıktık yavrumla. Aslında hiç de aklımda yoktu kulak deldirme. Eczaneyi görünce aklıma geldi. Girdik Gülsimayla. Yavrum ilk başta ne olacağını anlamadı. Küpe yerine "tık" diye girince ağlamaya başladı. Diğer kulağını delerken de kıyameti kopardı. Ama bir süre sonra kulağında küpelerini görünce hoşuna gitti sanıırm. Eve gelirken bir apartmanın aynalı camına gidip "küpelerime bakıyom" demesi beni sevindirdi:)
Bu da küpemizin yakından görüntüsü. Kaanla da çok şeker çıkmışlar:)
Bu da küpemizin yakından görüntüsü. Kaanla da çok şeker çıkmışlar:)
31 Mayıs 2010 Pazartesi
Eski Günler ve Diz Yarası
Yaz mevsiminin gelmesi çevreye canlılık getirdi. Güneşin gülümsemesiyle ağaç ve çiçeklerin canlılığı daha da ortaya çıktı. Çocukların neşeyle oynuyorlar. Seviyorum yaz mevsimini. Eski günlerimizi düşünüyorum da yazın gelmesiyle babannemin bahçesine gider orada akşama kadar oyun oynardık arkadaşlarımızla. Oyunlar o kadar zevkli olurdu ki akşam olunca eve gitmek istemezdik. Eve gidince de bahçede içilen çayla yanında yenilen abur cuburların keyfi hiç birşeye değişilmezdi.
Yazın gelmesine yakın hep “acaba bu sene nasıl düşeceğim de dizim yaralanacak?” diye düşünürdüm:) Her sene bir yaralanma olayımız olurdu çünkü:) Ama bu bile çocukluğun vazgeçilmez, hatırlanıldığında insanı gülümseten anıları arasındaydı.
Bugün de Gülsimam babannesiyle dışarı çıkmış ve koşarken düşüp dizini yaralamış hafifçe. Biraz ağlamış doğal olarak. Telefon ettiğimde söyledi bana "düştüm, dizim acıdı" diye. Bu ilk yaralanmamız bana çocukluk günlerimi hatırlattı ve paylaşmak istedim.
Eski günlere ait aşağıdaki şiir de okunmaya değer:)
Yazın gelmesine yakın hep “acaba bu sene nasıl düşeceğim de dizim yaralanacak?” diye düşünürdüm:) Her sene bir yaralanma olayımız olurdu çünkü:) Ama bu bile çocukluğun vazgeçilmez, hatırlanıldığında insanı gülümseten anıları arasındaydı.
Bugün de Gülsimam babannesiyle dışarı çıkmış ve koşarken düşüp dizini yaralamış hafifçe. Biraz ağlamış doğal olarak. Telefon ettiğimde söyledi bana "düştüm, dizim acıdı" diye. Bu ilk yaralanmamız bana çocukluk günlerimi hatırlattı ve paylaşmak istedim.
Eski günlere ait aşağıdaki şiir de okunmaya değer:)
ESKİDEN
Çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur,
Saatli maarif okunurdu.
Komşuda pişen bize...
Bizde pişen komşuya düşerdi.
Geceler ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği, pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır,aidat ödenmez
Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı, sokaklar lambasız,mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir, çizgi roman okunur,deftere kenar süsü yapılırdı.
Hayat,arkası yarın gibiydi,kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Çıkarıp Giyinme
Minik kuşum bugün pantolonumu kendim giyeceğim diye tutturunca ben de müdahale etmedim. Önce pijamasını çıkarmasını istedim. Biraz uğraştıktan sonra çıkarmayı başardı. Sonra pantolonunu giymesi için eline verdim. Ben oturarak giymesini söyledim ama yavrucum büyükler gibi ayakta giyinmeye çalıştı. Ben başarılı olacağını pek tahmin etmiyordum ama onu kendi haline bıraktım. O sırada bir şey almak için öbür odaya gitmiştim. Geldiğimde kızım pantolonunu giymişti, sadece düğmelerini düğmelemek kalmıştı. Çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Tebrik ettim kızımı ve sarıldım ona. "Anne ben büyüdüm, kıyafetlerimi kendim giyebiliyorum" dedi.
Daha sonra tişörtünü giymeye çalıştı. Kafasını ben geçirdim, kollarıyla uğraştı ama yanlış yerden soktu kolunu. Biraz daha uğraşmamız lazım sanırım.
Daha sonra tişörtünü giymeye çalıştı. Kafasını ben geçirdim, kollarıyla uğraştı ama yanlış yerden soktu kolunu. Biraz daha uğraşmamız lazım sanırım.
18 Mayıs 2010 Salı
Ayakkabılarımızı Giyiyoruz
Gülsima şu anda 2 yaşında ve ayakkabılarını kendi giyinmeye başladı. Bu durum bizim için gelişme sayılır. Geçen gün çorabını da giyinmeye uğraştıysa da yardım etmemiz sonucu başardı.
Yeni gelişmelerle karşınızda olacağız:)
Yeni gelişmelerle karşınızda olacağız:)
25 Ağustos 2009 Salı
Bugün Kolum Çıktı:(
Bugün babannemlerde hep birlikte temizlik yapıyorduk. Babannemin evi yerinden oynadı sanki. Eşyaların altı üstüne geldi. Fatih amca bir taraftan boya yaparken ben de gidip elimi boya kovasına daldırıyordum. Herkes biryerleri siliyordu, bir taraftan da benimle ilgileniyorlardı. Bir ara annemler mutfaktayken ben açık olan dış kapıdan bir aşağı kata indim kendi başıma. Çok hoşuma gitti bu iş:) Aşağıda Şükran teyze kapıyı açtı ve beni gördüğüne çok şaşırdı. Sonra annem geldi arkamdan koştura koştura. Korku ve sevinç vardı yüzünde.
Sonra yukarı çıktık. Babannem oturma odasını temizlerken ben de ayakkabılarımla odaya girdim. Babannem “kızım bu tarafa gel” dedi kolumdan tutarak. Aslında çok da çekmedi ama. O sırada kolumda bir acı hissettim. Ağlamaya başladım. Normalde bir yerim acıyınca biraz ağlar susardım. Ama bu acı hiç geçmiyordu. Annem kolumu tuttuğu anda daha çok ağlıyordum. Kıpırdatamıyordum kolumu.
Annemle babannem kötü birşeyler olduğunu anladılar. Annem babamı arayıp olayı anlattı ve doktora götürmemiz gerektiğini söyledi. Babannem de bir taraftan "Uşağımın kolunu çıkardım" diye üzülüyordu. Babam geldi ve hastaneye gitik. Annemin kucağındayken doktor amcanın yanına girdik. Doktor amca kolumu çekti ve dirseğimden yukarı doğru katladı. Çok ağladım yine. "Yarım saat bu şekilde dursun, sonra eline birşey verin alıp yere atabilirse geçmiş demektir" dedi. Sonra dışarı çıktık annem ve babamla. Dışarıda dolaştık. Sonra babam elime arabanın anahtarını verdi. Ben de aldım, sonra "at kızım" dedi. Ben de yere attım. Annemle babam çok sevindiler nedense. Artık kolum acımıyor.
Sonra yukarı çıktık. Babannem oturma odasını temizlerken ben de ayakkabılarımla odaya girdim. Babannem “kızım bu tarafa gel” dedi kolumdan tutarak. Aslında çok da çekmedi ama. O sırada kolumda bir acı hissettim. Ağlamaya başladım. Normalde bir yerim acıyınca biraz ağlar susardım. Ama bu acı hiç geçmiyordu. Annem kolumu tuttuğu anda daha çok ağlıyordum. Kıpırdatamıyordum kolumu.
Annemle babannem kötü birşeyler olduğunu anladılar. Annem babamı arayıp olayı anlattı ve doktora götürmemiz gerektiğini söyledi. Babannem de bir taraftan "Uşağımın kolunu çıkardım" diye üzülüyordu. Babam geldi ve hastaneye gitik. Annemin kucağındayken doktor amcanın yanına girdik. Doktor amca kolumu çekti ve dirseğimden yukarı doğru katladı. Çok ağladım yine. "Yarım saat bu şekilde dursun, sonra eline birşey verin alıp yere atabilirse geçmiş demektir" dedi. Sonra dışarı çıktık annem ve babamla. Dışarıda dolaştık. Sonra babam elime arabanın anahtarını verdi. Ben de aldım, sonra "at kızım" dedi. Ben de yere attım. Annemle babam çok sevindiler nedense. Artık kolum acımıyor.
25 Temmuz 2009 Cumartesi
İğne Oldum İlk Defa
Bugün hayatımda ilk defa iğne oldum.
Gece çok ateşlendim. Annemle babam sabaha kadar hep yanımdaydı. Vücuduma bez koydular ateşim düşsün diye. Bez tenime deyince ben de ağladım. Annem sürekli ateşimi ölçtü. Yarı uykulu yarı uyanık biçimde sabahladım. Ama sabah ateşim düşmemişti. Çok halsizdim, konuşmaya mecalim yoktu. Ama ne olup bittiğini tam anlıyamıyordum. “Acile götürelim çocuğu” diyordu annem babama. O ne demek anlamadım. Sonra beni hastaneye götürdüler.
Ateşimin 39.6 olduğunu söyledi hemşire abla. Hemen annemin eline bir ilaç verdi ve beni soğuk bir odaya aldılar. Annemle babam o ilacı zorla bana içirmeye çalıştılar. Portakallı bir şuruptu. Tadını önceden biliyordum . Sonra bir bezle soğuk bir su getirdi hemşire abla. Ve koltuk altımdan başlayarak belime kadar bütn vücudumu o bezle sardılar. Çok ağladım bağıra bağıra. Annem “hiç bu kadar ağlamamıştı” dedi babama. Bez vücudumda ısındıkça yeniden soğuk suya batırıp sarıyorlardı vücuduma. Annem kucağında beni gezdiriyor bir taraftan da bana birşeyler anlatıyordu ağlamayayım diye. Sonra babam bizim fotoğrafımızı çekti. “Gül bakayım kızım” deyince güldüm ben deJ
Ateşim 37 dereceye düştü sonunda. Sonra doktora götürdüler beni. Doktor teyze muayene ederken de çok ağladım. Sonra karnımın resmini çektiler. Orada da ağladım. Elimden kan aldılar. Çok acıdıLAnnemle babam da çok üzüldü ben ağlayınca. Akciğerlerimde birşey çıkmadı. Kanımda mikrop varmış. 6 tane iğne verdi doktor teyze. İğneler canımı çok yakıyor.
9 Haziran 2009 Salı
Baba gel
Bu hafta annemle birlikte anneannemlerde kalıyoruz. Annemin sınavı olduğu için burada daha rahat çalışabileceğini söyledi. Bu sırada ben de teyzem ve dayımla çok güzel vakit geçiriyorumJ Dayım her gün bana Benekli’nin CD’sini açıyor. Onu bilgisayarda görünce öyle çok seviniyorum ki. Dans etmeye başlayınca ben de onunla birlikte dans ediyorum. Bu CD’yi Selma halam getirdi bana. Çok seviyorum Benekli’yi. Eve gidince koltuğa oturup, kumandayı elime alıyorum ve anneme “Be, Be” diyorum. Annem de Benekli’yi açmasını istediğimi anlıyor ve hemen açıyorJ İçerisinde çok güzel ve bilgi içerikli şeyler var. Hayvanları, meyveleri, sebzeleri, duyu organlarımızı öğreniyorum. En çok hoşuma giden kısmı da şarkıların olduğu kısım:)
Neyse ben tekrar anneannemlere döneyim. Hani annemle orada kalıyorduk ya, babamı çok özledik annemle. Ben yerde yatıyor kendi kendime bazı sesler çıkarıyordum. Sonra ilk defa iki kelimeli birşey söyledim. “Baba gel” demiştim. Herkes çok şaşırdı. Normalde tek kelimeli sözcükler kullanırken baba gel demem annemi çok sevindirdi. Akşam babamın gelmesiyle daha çok sevindik. Babama annem haber vermemiş, kendi kendine gelmiş bizi özlediği için:)
Bu aralar herşeyi çok çabuk öğreniyorum. Çevremdekilerin bana çok iyi örnek olması gerekiyor. Bana söylenilen çoğu şeyi anlayabiliyorum. Dayım ve teyzem geçen gün beni parka götürdüler. Eve gelince anneannem sordu:
“Kızım nereye gittin? “Atta”
“Kim vardı orada?” “Abi, aba”
“Ne yapıyorlardı?” “Bap” (yani top oynuyorlardı demek istiyorum)
“Kaydıraktan nasıl kaydın?” “Hoooop”
Anneannem anneme Gülsima bana laf anlatıyor diyor:) Kelimelerin genellikle ilk iki harfini söylüyorum. Kola, “ko”; bacağa “ba”; buruna “bu”; kaleme “ka”; makarnaya da “ka” diyorumJ Ayağa “a”; çoraba “co”. Uzun kelimeli sözcükler de söylüyorum bu arada. Mesela “kapattı”, “annem”, “gidicem”, “acık (ayıcık)”, “dedi (kedi)”, “ditti (gitti)”, “kapak”, kabak:) Özellikle anneannemlerdeki süs kabağını çok seviyorum:)
İnsanları taklit etmeye de başladım artık. Dedemin öksürmesini, babannemin suyu döktüğüm zamanki telaşlı hareketini, anneannemin ağız hareketini, dayımın beni gıdıklamasını, teyzemin çirkin olma hareketini, Züleyha teyzemin gülmesini, bebeğin ağlamasını ve Benekli’nin oynamasını:)
Şarkıları çok seviyorum demiştim ya, özellikle Hadise’nin “Tek Tek” şarkısı çıkınca hemen oynamaya başlıyorum:)
Hayat daha fazla anlam kazanmaya başladı artık. Geçen gün kumlarla oynadım, o kadar hoşuma gitti ki:)
Herşey çok güzel olur inşallah...
29 Kasım 2008 Cumartesi
İlk Yaralanmam
Emeklemeyi öğrendiğimden beri artık yeni yerleri keşfetmeye başlamıştım. Bu aralar hiç yanlız kalmak istemiyorum. Annem başka odaya gitse hep ağlıyorum arkasından. Bu yüzden annem ne iş yaparsa yapsın beni gözünün önünden ayırmıyor. Bugün de ona hiç iş yaptırmadım. Bana mama hazırlamak için mutfağa gitmiştik. Annem beni yere koydu. Ben de her zamanki gibi çekmeceleri karıştırmaya ve içindekilei boşaltmaya başladım. Ve birden nasıl olduğunu anlayamadan alnımı çekmecenin kenarına vurdum. Acı bir şekilde ağlamaya başladım. Annem beni kucağına aldı hemen ve yatıştırmaya çalıştı. O da çok korkmuştu aslında. Alnıma buz koymaya çalıştı ama ben izin vermedim. Sanırım alnım kanadı çünkü annem peçeteyle alnımı siliyordu. Sizin anlayacağınız ilk yaralanmam gerçekleşmiş oldu.
11 Kasım 2008 Salı
İlk Dişim Çıktı Sonunda
Aylardır süren hasret sona erdi ve ilk dişim sonunda çıkmayı başardı:) Üç gün önce anneannemlere gittiğimizde teyzem damağımdaki çukuru fark etmişti ama dişim henüz görünürlerde yoktu. Bugün annem yemek yedirirken kaçığa vuran "çın" sesinden dişimin çıktığını farketti. Eliyle de kontrol edince hafif sivrildiğini gördü. Zaten bu aralar geceleri onu pek uyutmuyorum. Komşular bile duymuş gece ağlamalarımı. Ne yapalım damaklarım sızlıyor ve çok kaşınıyor. Elime aldığım herşeyi ağzıma alıyorum damaklarımı kaşımak için. Dişlerimin hepsi hayırlısıyla çıksa da kurtulsam bu sancılardan.
Dedemle çekilen komik görüntümüzü de görüyorsunuz:)
26 Ekim 2008 Pazar
Korktuğum İlk Nesne
Bu aralar artık korku, hüzün ve sevinç gibi duyguları daha iyi ayırt etmeye başladım. İlk defa korktuğum bir şeye tepki verdim. Babannem mutfağa güzel kokması için "fesleğen" adında bir çiçek koymuş. Elimizi değdirince etrafa güzel koku yayıyor. Babam da beni kucağına alıp elimi o çiçeğe değdirdi. Ama ben öyle çok korktum ki babamın kucağına geri attım kendimi. Babam da beni anneme götürerek "Fethiye gel bak sana ne göstereceğim" dedi. Sonra aynı şeyi annemin yanında tekrar yapıp beni bir kere daha korkuttu. Ben bu sefer hem babamın kucağına atıldım hem de ağladım. Annem de babama tepki gösterdi beni ikinci defa korkuttuğu için. Annemle babam bana korkumu yenmemi öğretiyorlar şu aralar. Anneme benzersem hiç de iyi olmayacak bu durum:)7 Ekim 2008 Salı
Balık da Çok Lezzetliymiş
Bugün ilk defa balığın tadına baktım. Palamut adında bir balık yedirdi babannem bana. Çok hoşuma gitti. Ancak son anda boğazıma kaçınca bir kez daha yemek istemedim. İnşallah zekamın gelişmesine katkısı olur büyüklerimizin dediği gibi..
26 Eylül 2008 Cuma
İlk Defa "Baba" Dedim
Bundan sonra yeni yeni kelimelerle karşınızda olacağım inşallah:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







